DOLAR

17,9140$% -0.05

EURO

18,3330% 0.24

GRAM ALTIN

1.016,93%0,48

ÇEYREK ALTIN

16.178,58%0,54

BİTCOİN

433371฿%2.70401

a

HAKASYA’DAN ANADOLU’YA TAŞLARDAKİ TENGRİ

Öncelikle metodolojik açıdan belirtmemiz gerekir ki bu alana ilgi duyanların da bildiği üzere Türkiye’de Türk damgaları hakkında akademisyen-bilim insanlarından ziyade diplomasız--akademi dışı araştırmacılar daha yoğunluklu bir çaba içerisindedirler. Bilim aktarmacılığı, Batı merkezli bir paradigmaya bağımlılık ve Batı-merkezli üretilmiş bilginin ancak bilimsel olacağına ilişkin kör inanış gibi daha sıralayacağımız birçok etmen, bu alanda zaman içerisinde ne yazık ki bir ilgisizlik ve bilimsel boşluk yaratılmasına neden olmuştur. Bu bağlamda konumuzla ilintili olarak damgaların bilimsel açıdan incelenmesi hususunda şu ana kadar üç bilimsel engelin-sınırlılığın varlığından söz edebiliriz: Birincisi, Türk dünyasının gerek coğrafi yaygınlığını gerekse tarihsel zaman aralığındaki uzunca geçmişini düşündüğümüzde damga buluntularının sayısal azlığı ve mevcut buluntuların ise yoğun bir kişisel emek-çabayı gerektiriyor olmasıdır. İkincisi, bir damgayı okumak, adlandırmak ve anlamlandırmak disiplinler arası bir bakış açısını, disiplinler üstü-karşılaştırmalı bir yaklaşımı, farklı dil ve lehçelere sahip olma yetisini gerektirmektedir. Üçüncüsü ise, damgaların anlam ve isimlendirilmeleri ile ilgilidir. Türk kültür coğrafyasında aynı şekle sahip bir damgaya, tarihsel toplumsal ve ekonomik koşullara bağlı olarak farklı yaşam biçimi ve düşünce yapısına sahip bireyler tarafından zaman içerisinde farklı anlamlar yüklenebilmekte veyahut bu damga farklı adlarla anılabilmektedir. Öte yandan bir damganın Türk lehçelerinde bir “ses” olarak varlık göstermesi de çeşitlilik arz edebilmektedir. Sözgelimi Orhun alfabesinde sesi bilinen ve yazıya aktarılan bir damgayı, Çuvaş ya da Yenisey alfabesinde bulmak mümkün olmayabilir. Bu husus, konu ile hem-hal olan bilim insanının hem dil hâkimiyetini hem de aynı zamanda dilbilim ve anlambilim arasında diyalojik bir bağıntıyı göz önünde bulundurmasını gerekli kılmaktadır. Son zamanlarda yazılı literatürün (her ne kadar sınırlı sayıda olsa da) yanı sıra kişisel web siteleri, sosyal medya gibi bilgi-iletişim teknolojileri aracılığı ile Türk damgaları hususunda siber uzayda da bir bilgi-fikir paylaşımının varlığı göze çarpmaktadır. Bu durum, umut verici olmakla beraber bu alanda bilimsel bir oydaşmanın sağlanması noktasında henüz yetersiz düzeydedir denilebilir. Özetle, günümüzde damga bilimin kurumsallaşması; başlı başına bilimsel bir gerekliliktir, ancak bu süreçte mesafelerin kaydedilmesi epey bir zaman ve emek birikimini gerektirmektedir.

denizlikale - HAKASYA’DAN ANADOLU’YA TAŞLARDAKİ TENGRİ

Bu bağlamda Anadolu’nun farklı bölgelerinde bulduğumuz daire içinde artı çizimi ve Orta Asya  Altaylar  ve Hakasya Kaya alanlarında çizimlerin karşılaştırmasını yapacağız.

HAKASYA - HAKASYA’DAN ANADOLU’YA TAŞLARDAKİ TENGRİ

Anadolu’da neredeyse her antik kent taşlarında karşımıza çıkan (özelıkle Batı Anadolu’da bulunan antik kentlerde çok yoğun olduğunu belirtmek isterim )  Daire içinde artı kazıması yada dövme olarak yapılan bu çizim Unlu bilim insanımız Emel Esin’e göre de bu  Türkçe “TENGRİ” okunan piktogramdır..

LAODİKYA 1 - HAKASYA’DAN ANADOLU’YA TAŞLARDAKİ TENGRİ

Ve Tanrının kapısı sayılan “KUTUP YILDIZINI” ifade eder aslında bu tamga tamamen bir doğa olayından esinlenmiş olabilir ve benliğine kazınmış olabilir buda yabancıların Sun Dogs adı verilen ve doğada pek sık görülmeyen bir gökyüzü olayı.

102736248 333611277611058 3428347470961347374 n - HAKASYA’DAN ANADOLU’YA TAŞLARDAKİ TENGRİ

En son İsveç’de görüntülenen bu gökyüzü olayı doğal bir Tengri Tamgası gibidir. Güneş (Ana) Tanrıdan, Gök Tanrıya, oradan da günümüze kadar gelen ve Güneş kültüne kadar devam eden bu inançların, kültün başlangıcı; Güneşin kendisi ve bu gökyüzü olayı mıdır? Bu gökyüzü olayının ve Güneşin kendisinin ihtişamı; bu inançlar zinciri ve bu Tamgayı oluşturan nedenler arasında mıdır ? Bilinmez ..!

kaçkay türkleri - HAKASYA’DAN ANADOLU’YA TAŞLARDAKİ TENGRİ

Lakin bir gerçek var ki bu tamga Türklerin yaşadığı tüm coğrafyalarda karşımıza çıkmasıdır özelikle 1071’de Anadolu’ya islamiyeti kabul edip geldiğimiz tezini savunuyorsak Anadolu coğrafyasında bu kadar Tengri tamgasının ne işi olduğudur yoksa bu coğrafyaya Türkler 1071 den çok öncemi geldi sorusunu bu tamgada bize en güçlü sordurtan delilerden birisi midir ?

kazakistan  - HAKASYA’DAN ANADOLU’YA TAŞLARDAKİ TENGRİ

 

ÇAL - HAKASYA’DAN ANADOLU’YA TAŞLARDAKİ TENGRİ

denizliözel - HAKASYA’DAN ANADOLU’YA TAŞLARDAKİ TENGRİ

 

 

kazakistan 4 - HAKASYA’DAN ANADOLU’YA TAŞLARDAKİ TENGRİ

YORUMLAR

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Sıradaki haber:

PAÜ ÖĞRETİM ÜYESİ PROF. DR. VEYSEL KUZUCU VEFAT ETTİ

HIZLI YORUM YAP

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.