DOLAR

8,7540$%0.21

EURO

10,3906%-0.29

GRAM ALTIN

495,59%-0,30

ÇEYREK ALTIN

7.964,86%0,00

a
Ümit Şıracı

Ümit Şıracı

01 Mart 2021 Pazartesi

BİR KÜLTÜRÜN DÜNYAYA YAYILMIŞ YANSIMASI DENİZLİ AĞAÇ MEZAR BAŞLIKLARI..  

BİR KÜLTÜRÜN DÜNYAYA YAYILMIŞ YANSIMASI DENİZLİ AĞAÇ MEZAR BAŞLIKLARI..   
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Binlerce yıllık Türk tarihi, büyük bir kültürü de günümüze kadar taşımıştır. Türkler tarih boyunca farklı coğrafyalarda yaşamış, inanç, gelenek ve görenekleriyle diğer milletlere de örnek olmuşlardır. Türklerin folklorik araştırmalarında, hikâyelerinde, efsanelerinde ağaç önemli bir yer tutar. Ağaç ve ağaç çeşitleri özellikle kayın ağacı, çınar ağacı,  çam, servi gibi ağaçlar en büyük ve ulu ağaç kategorisine dâhil edilmiş ve Tanrı’ya ulaşmada bir vasıta olarak görülmüştür. 

 Ağaç ile insan arasındaki ilişki zamanla mistik bir yapıya bürümüştür. Semavi dinlerde ve Gök Tengri  inanç sisteminin temelinde ağaç yer alır.  Türk kültüründe de ağaç kutsal sayılmış ve özel günlerde Tanrı’ya dileklerde bulunulmuş, kurbanlar kesilmiş ve dini törenler yapılmıştır.

İnsanoğlu için ağaç, zaman zaman barınak, zaman zaman da meyvesi ile beslendiği önemli bir kaynak haline gelmiştir. Bu ilişki zamanla barınma ve beslenmenin dışında mistik bir saygı ve hayranlığa dönüşmüştür. Bu saygının sonunda ilk yaratılan canlının ağaç olduğu düşüncesi hâkim olmaya başlamış ve Türk kültüründe “Ağaç kültü”  oluşmuştur.

155963868 3562929953835457 7875985486341004682 n - BİR KÜLTÜRÜN DÜNYAYA YAYILMIŞ YANSIMASI DENİZLİ AĞAÇ MEZAR BAŞLIKLARI..   

 İşte bu ağaç kültürü ışığında Denizli’de bazı bölgelerde gördüğümüz ağaç mezar başlıklarını göz önüne getirmek istiyorum ,Bu kültür Sibirya’nın Tayga ormanlarından Göbi çölüne oradan Türkmenistan’a Anadolu’ya Macaristan Sekel bölgesine Hatta Finlandiya’ya uzanan büyük bir coğrafyada ağaca verilen aynı şekil aynı tamga aynı kullanım amacı ve aynı ağaç türünün seçimi olarak karşımıza çıkıyor ve bize derin köklerimizi araştırmaya sevk ediyor.

156193230 559490635024531 3724602364800316271 n - BİR KÜLTÜRÜN DÜNYAYA YAYILMIŞ YANSIMASI DENİZLİ AĞAÇ MEZAR BAŞLIKLARI..   

 Denizli’nin özelikle Çameli bölgesinde başlayan Ağaç mezar başlığı kültürü buradan Çardak-Bozkurt rotasını takıp ederek İnceler, Gemiş, Akpınar Baklan, Boğaziçi rotasında son buluyor Bu bölgelerde yapılan ağaç mezar başlıkları genelde Türkler tarafından kutsal sayılan Ardıç ağacı kullanılıyor peki neden Ardıç kullanılıyor ? Çünkü Ardıç ağacı Türklerde  kutsal  peki neden kutsal ? onu da açıklayalım (Ardıç, bütün Türk dünyasında sevilen ve saygı duyulan bir ağaçtır. Ardıç, ateşle yapılan temizlemeyi ve aynı zamanda kötü ruhların kovulmasını sembolize eder Yakut Türkleri ardıcı kutsal bilirler, bu yüzden ev, ahır ve diğer yerleşim yerlerini ardıç ile tütsülerler. Şeytana ve her türlü kötülüğe karşı ardıç tütsüsü yapılırdı. Altay Türklerinde bir eve hastalık geldiğinde ardıç tütsüsü yapılmaktadır. Tütsü için ardıç budağı alacak kişinin son bir yıl içinde yakını ölmemiş olmalı, temiz olmalı, kadın ise hamile olmamalıdır. Ayrıca ardıca giderken içki götürülmemeli, ardıcın yanına arabayla veya atla değil yaya olarak gidilmelidir. Ardıç dalı alınmadan, ağaca çaput bağlanmalıdır. Ardıç ağacından dalı için izin alınmalıdır, silah bulundurulmamalıdır, ardıca giderken başka bitki ve çiçek koparılmamalı, kuş yuvası bozulmamalıdır. Bunlara uyulmazsa ardıcın yardım etmeyeceğine inanılır. Altay Türkleri dağ geçitlerinden geçerken ardıç ağacından bir dal yakarak tütsülerler ve kötü ruhları kovdukları için rahatça yollarına devam ederler. Kazak Türklerinde de kötü ruhları ve hastalıkları kovmak için bebek beşiği ve ikamet alanları ardıçla tütsülenmektedir. ) Bu eski bilgiler ışığında yukarda saydığımız bölgelerde kullanılan ağaç mezar başlıklarına bakacak olursak gördüğümüz Denizli bölgesinde eski Türk inanç ve kültürünün yakın döneme kadar çok canlı yaşadığını ve yaşatıldığını söyleyebiliriz.

156210675 261985662053049 7349197804453147090 n - BİR KÜLTÜRÜN DÜNYAYA YAYILMIŞ YANSIMASI DENİZLİ AĞAÇ MEZAR BAŞLIKLARI..   

Bu başlıklar gelişi güzel şekilde değil hepsi farklı motiflerde şekillerde yapılmakta ve mezarın başına kalıcı olarak dikilmekteydi

Denizli Ardıç mezar başlıklarında Tengri tamgası ve Türklerin eski inancı olan Gök Tengri inancından kalma öbür dünya anlayışının yansımasını çok açık görebiliriz yine bu başlıklara bakıp iddia edebiliriz ki Denizli Ardıç mezar başlıklarının bize kazandırdığı diğer bir veri ise aynı başlıkları yapmaya ve kullanmaya devam eden dünya üstündeki diğer Türk soylu halklarla Denizli coğrafyasında yaşayan insanımızın kan inanç ve kültür bağını sembolize etmesi ve ispat etmesidir peki kimdir bu diğer bağlarımız en başta bu başlıkların yapılmaya devam ettiği Türkmenistan Nohur eyaletidir, diğer nokta Macaristan Sekel Kuman Türkleridir diğeri ise Finlandiya’nın Rusya sınır bölgesinde yaşayan Türk soylu halklardır buralardaki mezar başlıkları fotoğraflardaki örneklerde göz önünde bulundurularak Denizli coğrafyasındaki ardıç mezar başlıkları ile  bire bir aynı olduğunu söyleyebiliriz.

155786305 462354455126539 8576795573736994808 n - BİR KÜLTÜRÜN DÜNYAYA YAYILMIŞ YANSIMASI DENİZLİ AĞAÇ MEZAR BAŞLIKLARI..   

 Lakin bizim derin köklerimizle kan bağı kültür bağı taşıdığımız diğer Türk halklarıyla kültür bağımızı sağlayan bu başlıklar son yıllarda kültüründe artık devam etmemesiyle bölgede yaşayan halk tarafında değeri bilinmemekte her yıl mezarlıklarda yaşanan ot yangını ağaçların doğanın etkisiyle çürüyüp yok olmasıyla kaybolmaya yüz tutmuştur Bu kültür mirasının gelecek kuşaklara aktarılması için çok ivedi bir şekilde çalışma başlatılıp başlıkların geride kalanları toplanıp önümüzdeki yıllarda Denizli’de açılacak olan bir müzede sergilenmesi ve korunması gerekmektedir. Bu anlamda yapılacak olan bir çalışmaya bizler gönüllü olarak destek veremeye her zaman hazırız unutmamalıdır ki bunlar bizim bu topraklardaki tapu senetlerimiz  derin ve eskiye dayanan bağlarımızdır.

156058367 3744739242270231 6475692731151374551 n - BİR KÜLTÜRÜN DÜNYAYA YAYILMIŞ YANSIMASI DENİZLİ AĞAÇ MEZAR BAŞLIKLARI..   

 

155444221 867303690715298 7020835078671464191 n - BİR KÜLTÜRÜN DÜNYAYA YAYILMIŞ YANSIMASI DENİZLİ AĞAÇ MEZAR BAŞLIKLARI..   

 

Dünyadan örnekler  şu şekilde;

 

155868958 724099645133658 5372093722835248755 n - BİR KÜLTÜRÜN DÜNYAYA YAYILMIŞ YANSIMASI DENİZLİ AĞAÇ MEZAR BAŞLIKLARI..   

 

155444221 867303690715298 7020835078671464191 n - BİR KÜLTÜRÜN DÜNYAYA YAYILMIŞ YANSIMASI DENİZLİ AĞAÇ MEZAR BAŞLIKLARI..   

 

155835004 170255871403032 5641863154736631849 n - BİR KÜLTÜRÜN DÜNYAYA YAYILMIŞ YANSIMASI DENİZLİ AĞAÇ MEZAR BAŞLIKLARI..   

 

156235990 145205970709065 5408581713813282372 n - BİR KÜLTÜRÜN DÜNYAYA YAYILMIŞ YANSIMASI DENİZLİ AĞAÇ MEZAR BAŞLIKLARI..   

 

Devamını Oku

ANADOLU’DA ORTA ASYA TÜRK TİPİ ÇADIRLARI

ANADOLU’DA ORTA ASYA TÜRK TİPİ ÇADIRLARI
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Anadolu Türklüğü ile ilgilenenler araştırmacılar ve bu konuda diğer duyarlı insanlarımız gerek meraklı gerekse art niyetli insanlar tarafından hep şu soru ile muhatap olmuştur.

‘’ Orta Asya’dan geldiysek neden Anadolu’da bulunan Türkler Orta Asya’da çok sık kullanılan Oba ,Yurt, Bozuyu denen çadır şekillerini kullanmaz da kara yada kıl çadır kullanır ? ‘’

119065212 993325001110839 6621648859661542423 n - ANADOLU’DA ORTA ASYA TÜRK TİPİ ÇADIRLARI

Aslında bu soru Anadolu Türklüğüne ne kadar uzak kalışımızın bilgisizliğimizin ve Türklüğe Türk gibi bakmayı unutuşumuzun bir eseridir..

Türklerin göç ettikleri her coğrafyaya taşıdıkları , yuvarlak planlı ve ortası delik kubbe şeklindedir. Bozkıra yaşayan Türklerin mesken olarak sıcağa ve soğuğa dayanıklı, kısa sürede kurulabilen ve sökülebilen, kolay taşınabilen bu çadırı geliştirmelerinin çeşitli sebepleri vardır. Konargöçerler iklim değişiklikleri ya da herhangi bir ani tehlike karşısında her an göçe harekete hazır olmalıdır. Hayvanlarını otlatmak için gittikleri bölgelerde meskenlerini kısa sürede hazır hale getirebilmelidirler. Bütün özellikleriyle konar-göçerlerin hareketli yaşam tarzına en uygun mesken türü bu çadır olmuştur.

119104295 654283282156745 1795896440097542134 n - ANADOLU’DA ORTA ASYA TÜRK TİPİ ÇADIRLARI

Anayurttan ayrılmak zorunda kalan Türkler, çeşitli bölgelere göç ederek bozkırda geliştirdikleri kültürlerini gittikleri yerlere taşımışlardır. Ahşap kafesli, keçeden yapılan çadırlar bu büyük göç hareketlerinde önemli bir kolaylık sağlamıştır. Anadolu’ya gelen Türkler bu kutsal meskenlerini bozkırlara ve yaylalara kurarak aynı hayat tarzını devam ettirmişlerdir.

119082819 756478085193219 9349270748206908 n - ANADOLU’DA ORTA ASYA TÜRK TİPİ ÇADIRLARI

 

Türkler öncelikle Anadolu’da Türkistan bozkırlarının benzer şartlarına sahip olan, Doğu ve Orta Anadolu’da çadırlarını kurmuşlardır. Yanlarında getirdikleri koyun sürüleri ve keçe örtülü yuvarlak çadırları Anadolu’nun bozkır şartlarına kolayca uyum sağlamıştır. Sert karasal iklim özelliğine sahip yaylak-kışlaklarda uzun süre kalan yarı-göçerlerde ahşap kafesli keçeden yapılan topak evler küçülerek kullanılmaya devam edilmiştir. Topak evlerin yakın zamana kadar Çukurova, Afyon, Eskişehir ve Konya yörelerinde, hatta bugün Bor ovasında kullanılıyor olması bu durumu doğrulamaktadır.

119060819 1695234440627557 99501803083133223 n - ANADOLU’DA ORTA ASYA TÜRK TİPİ ÇADIRLARI

Lakın kara keçi kılından çadırlara gelirsek de  Anadolu’nun engebeli, ormanlık ve yağışlı olan bölgelerinde ise araziye uyum gösteren keçilerin beslenme oranı artmıştır. Bu değişim ile birlikte keçi kılı ucuzlayarak çadır örtüsü halini almış, böylece kıl çadırlar yaygınlaşmıştır. Kıl çadırların diğer yaygınlaşma sebebi ise Anadolu’nun iklim şartlarına daha uyumlu olmasıdır.

119145306 2948678068787284 5797245637715668418 n - ANADOLU’DA ORTA ASYA TÜRK TİPİ ÇADIRLARI

 

 

Anadolu’da uzun süre kullanılan ancak zamanımızda görme imkânı çok az olan çadır tipi topak ev adı verilen çadırdır. Bu çadıra Çukurova’da “bekdik” veya “derim ev”, Kaz dağları Türkmenlerinde “turluk” ya da “topak ev”, İç Anadolu’daki Aladağ (Kayseri-Yahyalı) Türkmenlerinde “topak ev”, Emirdağ Türkmenlerinde “topak ev” adı verilmektedir. Bazı yörelerde ak ev, keçe ev, yurt, derim evi gibi adlar da verilmiştir. Anadolu’da kullanılan bu çadır kümbet şeklinde, keçeden yapılmaktadır. Türkistan’daki Türkmen, Kırgız, Kazak ve diğer Türk halklarının kullandığı keçe çadırlarının aynısı olup sadece biraz daha küçüktür.

119063295 326754968403736 635225503449472154 n - ANADOLU’DA ORTA ASYA TÜRK TİPİ ÇADIRLARI

Halen bazı bölgelerde bu çadır şekli kullanılmaktadır lakın unutulmaya yüz tutmuştur bu yüzden herkes kıl çadırı bilirken bu çadırı görmemiştir. çoğu turistik bölgede de kıl çadırın göçer çadırı olarak tanıtılması da bizim orta asyadan getirdiğimiz bu çadırı görmemize engel olmuştur halbuki bu çadır tipi Anadolu Türk halkında yakın dönemlere kadar çok yoğun kullanılmaktaydı ..

119061306 630756534503413 1107763374165384229 n - ANADOLU’DA ORTA ASYA TÜRK TİPİ ÇADIRLARI

 

119079827 680411299236920 5693333808311183566 n - ANADOLU’DA ORTA ASYA TÜRK TİPİ ÇADIRLARI

119157219 3306423086117744 3471306915175533813 n 2 - ANADOLU’DA ORTA ASYA TÜRK TİPİ ÇADIRLARI

 

 

KAYNAK .Türkistan’dan Anadolu’ya Türklerin Kullandığı Bir Çadırın Göçü: Emirdağ ve Diğer Yörelerde Topak Ev  Cihad Cihan

Devamını Oku

FRİGYA BÖLGESİNDE 1071 ÖNCESİ KUMAN-KIPÇAK TAMGALARI

FRİGYA BÖLGESİNDE 1071 ÖNCESİ KUMAN-KIPÇAK  TAMGALARI
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bizans imparatorlarından Theodoros II. Laskaris, babasına yazdığı bir methiyede şunları söylemektedir: “Sen İskit’i (Kumanlar Kıpçaklar v.b) batı bölgelerinden buraya getirmek suretiyle onun cinsinden doğuda hizmet eden bir kavim 27 Emecen, F., Sf. 170 yarattın ve onu Pers’in (Selçuklular A.Y.) yerine ikame etmekle, Türklerin batıya durmadan ilerlemelerini engelledin…Bu methiyeden yola çıkarsak Bizans bünyesinde Balkanlardan gelen bir çok Türk boyu Bizans tarafından Anadolu’ya yerleştirilmiş zamanla bu yerleşenler Ortodosk Hristiyanlığı kabul etmiş diyebiliriz.

Altaylar Kuman kıpçak mezar tasi  - FRİGYA BÖLGESİNDE 1071 ÖNCESİ KUMAN-KIPÇAK  TAMGALARI

Kuman-kıpçak-mezar-taşı

Roma İmparatorluğu’nun 395 yılında fiilen ikiye bölünmesi ve ardından 476 yılında Batı Roma’nın yıkılmasından sonra Roma İmparatorluk geleneğinin takipçisi, başkenti Konstantinopolis olan Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu olmuştur. İmparatorluk kurulduğu ilk günden itibaren çok çeşitli sorunlarla karşılaşmıştır. Bunlardan en önemlisi özellikle Balkanlardan ve 11. yy’dan sonra da doğudan gelen çeşitli Türk boylarının akın ve istilalarıdır. 5. yy başlarında başlayan Hun istilalarından itibaren Doğu Roma bu atlı savaşçılara karşı bazen savaşarak, bazen de anlaşma yoluyla karşı koymaya çalışmıştır. Ancak bunlar çoğu zaman yetersiz kalmış, bahsi geçen halklar Doğu Roma topraklarına akınlarını devam ettirmişlerdir. Yine aynı dönemde bazı Hun savaşçılarının da Doğu Roma ordusunda paralı askerlik yaptıkları bilinmektedir.

Kuman Kıpçaklar ait olduğunu sandigimiz Izmır ve Denizli Das baba ve Bengutasi - FRİGYA BÖLGESİNDE 1071 ÖNCESİ KUMAN-KIPÇAK  TAMGALARI

Kuman—Kıpçaklar-ait-olduğunu-sandığımız-İzmir ve-Denizli-Daş-baba-ve-Bengütaşı

7. yy ortalarına kadar Doğu Roma’nın, Balkanlardan gelen Türk boylarına tavrı genel olarak bu şekilde gerçekleşmiştir. Hunlar, Avarlar, Sabirler, sonrasındaysa Hazarlar ve Bulgarlarla zaman zaman savaşılmış, zaman zamansa anlaşma yoluna gidilmiştir. Bununla birlikte kimi zaman da bu Türk boylarından grupların Doğu Roma topraklarına yerleştirildiklerini bilmekteyiz. Hunlar, Bulgarlar, Sabirler gibi ilk dönem Türk boyları yanında Uzlar, Peçenekler ve Kumanlar da çeşitli gerekçelerle Doğu Roma topraklarına yerleştirilmişlerdir. Bu grupların Balkanlar’a yerleştirilenlerinden bir kısmı zamanla Slavlaşırken, Anadolu’ya yerleştirilenler ise kilisenin de etkisiyle kısa zamanda Helenleşmişlerdir.

Altaylarda fotografladigimiz Kıpçak evindeki tamga  - FRİGYA BÖLGESİNDE 1071 ÖNCESİ KUMAN-KIPÇAK  TAMGALARI

Altaylarda-fotoğrafladığımız-Kıpçak-evindeki-tamga-

Doğu Avrupa’daki topraklarından ayrılarak Bulgaristan’a sığınan Kumanlar_Kıpçaklar bir bölümü Vatatzes tarafından sınır bölgelerine Stratiotes olarak yerleştirildi. 26 Bu Kuman_Kıpçakların bir kısmı Trakya ve Makedonya hattında kalırken, diğer bir kısmı ise İznik Devletini doğudan gelecek Selçuklu, Türkmen ve Moğol saldırılarına karşı korumak amacıyla Frigya bölgesinde ikame yerleştirilmiştir bu yerleştirmede genelde stratejık bölgeler ve terk edilmiş antik kentler seçilmiştir. Batı Anadolu ve Trakya bölgesinde çoğu antik kentin üstünde gördüğümüz kazımalar tamgalar bu yerleştirmenin en güçlü delilidir.

Denizli Frig bölgesinde fotografladigimiz Kuman Kıpçak tamgalari  - FRİGYA BÖLGESİNDE 1071 ÖNCESİ KUMAN-KIPÇAK  TAMGALARI

Denizli-Frig-bölgesinde-fotoğrafladığımız-Kuman–Kıpçak-tamgaları

 

Denizli Frig bölgesinde fotografladigimiz Kuman Kıpçak tamgalari2  - FRİGYA BÖLGESİNDE 1071 ÖNCESİ KUMAN-KIPÇAK  TAMGALARI

Denizli-Frig-bölgesinde-fotoğrafladığımız-Kuman–Kıpçak-tamgaları

Özelikle yazımızda verdiğimiz karşılaştırmalı Kuman-Kıpçak boy tamgaları batı Anadolu ve Batı Trakya’nın 1071’den çok önce Türkleştiğini bize söylemektedir. Bu yörelerde bulunan tamgalar kaya resimleri hakkında halen akademik bir çalışma yapılmamış ve Anadolu Türk tarihi halen 1071 de başlatılmaya devam etmektedir .Bu bakış değiştiğinde kendini Yunan ,Bulgar sanan çoğu insan aslının bu Türk boylarına dayandığını anlayacak bizim insanımızda bizim her şeyimiz Yunanlılarla beniıyor lafını kafasında dahada anlamlandıracaktır. Çünkü bu benzeyenler bizdendir Türktür..

 

Denizli Frıg bolgesı ve Tanrı dağları Kuman Kıpçak tamgaları - FRİGYA BÖLGESİNDE 1071 ÖNCESİ KUMAN-KIPÇAK  TAMGALARI

Denizli-Frıg-bölgesi-ve-Tanrı-dağları-Kuman-Kıpçak-tamgaları

Devamını Oku

AFRODİSYAS’IN KAMLARI (ŞAMANLARI)

AFRODİSYAS’IN KAMLARI (ŞAMANLARI)
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Afrodisias antik kentinde günümüze kadar gelen ve Yunanlı Arkeolog, Profesör Angelos Chaniotis tarafından da araştırılan “Grafitiler” ya da kazıma ve petroglifler, 4.-5. yüzyıllardan itibaren görülmeye başlamıştır. Profesör Angelos bu sembol ve simgelerin çözümlenmesinde bir takım problemler olduğunu düşünmüş ve bunların bağlamı ve kaynağı hakkında önemli sorulara cevap bulamamıştır. Kendisi Afrodisias’da 4000’in üzerinde kent duvarlarına, mermer zeminlere kazınmış çeşitli desen, dua, dini sembol, birtakım saldırgan ve müstehcen yazılar, oyun çizgileri olduğunu belirtmiştir. Bu sembollerin büyük bölümü Türklere ait Tamgalardır.

Bizim çalışmalarımız ve bilimsel araştırma yöntemlerimiz sonucunda bulduğumuz ipuçları, bilinmeyen ve daha önce ortaya konmamış tarihi gerçeklere ışık tutacak niteliktedir.Bu çok ilginç ve şaşırtıcı kanıtlar, 4. ve 5. Yüzyıllardan itibaren ya da daha erken dönemde bölgenin, Karadeniz’in kuzeyinden gelen Türk boylarının hakimiyetinde olduğu yönündedir. Bunlar Kıpçak, Kuman, Peçenek, Dokuzoğuz, Hun-Türk boyları ve özellikle Hazar Türkleridir. Hazarlar, 5. yüzyılda, Attila’nın 434 yılında Hun imparatoru olması üzerine bir süre Hunlara tabii olmak zorunda kalmışlardır. Hazar Hakanlığı topraklarında türlü Türk grupları vardı. Bu nedenle çeşitli Türk lehçeleri konuşulmakta idi. 586 yılındaki Bizans kaynağında ise artık “Türk” adı ile de anılıyorlardı. Bu sıralarda Hazarlar Batı Gök Türk Hakanlığı’nın batıda en uç noktasını meydana getiriyorlar ve yine Batı Gök Türkler’in arzusu ile Sasaniler’e karşı Bizans’a yardım ediyorlardı. İslam ve Ermeni kaynaklarına göre Hazarların Gök Türkler’e bağlılığı 7. yy’ın ikinci yarısına kadar sürmüştür. Hazar Hakanlığının gerçek kuruluşu 630 yılındadır. Kuman-Kıpçak baskısı altında Hazarlar XI. Yüzyıl içinde kaybolup, gitmişlerdir. Bugün Avrupa’da Karaim Türkleri ve Kafkaslar’da yaşayan Karaçaylar’ın Hazar kalıntıları olduğu sanılmaktadır.

107806810 1164788633890623 8886273295129303448 n - AFRODİSYAS'IN KAMLARI (ŞAMANLARI)

Fransız araştırmacı tarihçi Rene Grousset, Hazarların 3. yüzyıl ve 6. yüzyıl arasında Asya’nın kuzeyinde faaliyet gösteren ve çeşitli Moğol ve Türk kavimlerini de içinde barındıran proto Türk devleti “Rouran Hükümdarlığı” soyundan geldiğini söylemektedir. El Mesudi’ye göre Hazarlar Hun’lara bağlı Sabirlerin devamı olan bir topluluktu. Douglas Morton Dunlop ve Türkolog Peter Benjamin Golden, Hazarların Uygur soyundan geldiklerini ileri sürmüşlerdir ki bizim bulduğumuz belge ve bulgular tüm bu tezleri kanıtlar niteliktedir. D. M. Dunlop, Hazarların Çin kaynaklarında “T’u-küeHo-sa-K’o-sa” adı ile zikredildiğini ortaya çıkarmıştır.

107814807 600636340850030 4689394445179856745 n - AFRODİSYAS'IN KAMLARI (ŞAMANLARI)

586’dan sonraki Bizans kaynaklarında Hazarlar, “Türkler” olarak geçmektedir ve çoğu, 740’lı yıllarda Museviliği benimsemiştir. Hazar kelimesi, gez(mek) anlamına gelen kaz- kökünden türemiştir. Ka-zar; gezer yani serbest dolaşan, bir yere bağlı olmayan anlamına gelmektedir. Hazarların bir süre Büyük Hun Devleti’ne bağlı kavimler arasında bulunmuş olmaları ihtimali vardır.
Bizans İmparatoru III. Leo, oğlu V. Konstantin’i Hazar kağanı Bihar’ın (sonradan İrene adıyla vaftiz edilecek) kızı olan “Çiçek” ile evlendirmiştir. Bu evlilikten doğan IV. Leo Hazar, 25 Mart 775’te tahta çıkmıştır. Türklerin Anadolu’ya girmesi ve özellikle Hazar Türklerinin yerleşmesi, Bizans İmparatorunun Hazar Prensesi Çiçek ile evlenmesinden sonra yoğunlaşmış olabilir. Rus kaynaklarına göre Musevilerin ve özellikle Hazar Türklerinin 640-1532 yılları arasında Bizans topraklarında ege bölgesi ve Yunan yarımadasında yoğunlukla yerleştikleri görülür.

Hazarlar aslında Gök Tanrı dinine (Tengri Han) inanıyorlardı.Yani Hazar halkının çoğunluğu bu dinde idi. Fakat zamanla Hakan ailesi Museviliği kabul etti. Beyler ve saray erkanı da Musevi idi. Tüccar zümrenin arasında ise Müslümanlık yaygındı .Bir de Ortodoksluk Karadeniz’in kuzeyinde epeyce yayılmıştı. İslam tarihçilerinin kayıtlarına göre, cami, kilise ve sinagoglar yan yana bulunuyordu.

Afrodisias’da 1071 dönemi öncesine rastlayan, çok belirgin Türk izlerine rastlanmaktadır zaten Roma veya Yunan kentinde yaşanılan bir kentin tapınağına iıle bu tamgaları kazımak imkansızdır. kaldı ki Afrodısyas’ın tüm tapınaklarında resmi kurum binalarının içinde yüzeyinde bu Türk tamgalarını kaya çizimlerinin yansımasını görmekteyiz.

107789880 650701395531005 6598877348737600869 n - AFRODİSYAS'IN KAMLARI (ŞAMANLARI)

Bu gelişigüzel yapılan şekil ve sembollerin Bizanslılar gibi yerleşik düzeni benimsemiş insanlar tarafından yapılmasının mümkün olmadığını düşünmekteyiz.
Okumalarımız sonucunda, bu kültürün Orta Asya göçebelerine özgü, bir yeri sahiplenerek kendilerine ait bölgeyi imleme-belirleme ya da bir çeşit tapu işareti bırakma geleneğinin bir devamı olduğunu gördük. Türk-Moğollar, konakladıkları yerlerdeki kayaların üzerine, hatta hayvanlarına ve özel eşyalarına bile bir işaret koyarlardı.

“Tamga” adını verdiğimiz binlerce sembol ve ikonografiler, Türk kabileleri tarafından Karadeniz’in kuzeyinden Avrupa’ya taşınmıştır. Bu simgeler Avrupalı insanlar tarafından bir şekilde anlamlandırılamadıkları için, “Masonik Semboller” olarak nitelenmiştir. Avrupa’daki taş ustalarının yapılar üzerinde bıraktıkları simgelerin tamamına yakını Türk ya da Hun Runik Harfleridir. Avrupa’daki bu yapılar üzerindeki tamgalar, taş işçiliğinde ileri düzeyde deneyim sahibi olan ve bu yapıların inşası sırasında işçi olarak kullanılan Türk kökenli boylar tarafından kazınmış olabilir. Çünkü Türkler taşların üzerine mutlaka ve kaçınılmaz olarak kendi işaretlerini bırakırlardı. Kolektif bilinçaltında yer eden ve genetik kültür kodları adını verdiğimiz be imgeler asla unutulmamıştır ve kuşaktan kuşağa aktarılarak taşınmıştır.Denizli’de Hazar denizi etrafında ve özellikle Sarkel’de yaşayan Hazar Türklerine ait tamgalara da rastlanır.

108003614 625268524757471 6689952203893893269 n - AFRODİSYAS'IN KAMLARI (ŞAMANLARI)
Tüm bu tarihi belge ve bulguların ışığında diyebiliriz ki, Türklerin Anadolu ve Avrupa ile tanışması, bize öğretilen tarihten daha öncesine gidiyor. Bunu ispatlayan en önemli deliller,  yayılma alanı üzerinde bulunan heykeller, balballar, mezar taşları, petroglifler, tamgalar ve diğer eserlerdir.

Not yazı içeriğinde paylaşılan kaya çizimleri Afrodisyasa ait olmakla beraber karşılaştırmalı verdiğim fotoğraflar Orta Asya Türk coğrafyasında bulunan Türk kaya resim alanlarındaki benzer çizimlerdir bu benzerlikler ve karşılaştırmalar yüzlercedir burada paylaşılan sadece sayfa sıkışıklığına sebebiyet vermemek için beş altı tanedir..

Devamını Oku

ANADOLU’NUN TÜRK TAMGALI EVLERİ

ANADOLU’NUN TÜRK TAMGALI EVLERİ
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Türklerin ev anlayışı, Türklerin yaşadığı değişik coğrafyaların kültürlerinin mimari özelliklerinin yaşama kültürünün yüzyıllar içinde yoğrularak kendine has özellikler oluşturarak yaşadıkları mekana yansımasıdır. Türk evi, bulunduğu coğrafyaya göre kendine özgü malzeme, evren anlayışına bağlı kültürel kökleri eskiye dayanan süsleme unsurlarıyla kadim bir kültür ve yaşama biçiminin yansımasıdır.

107882333 742852703127825 4614404909458509219 n - ANADOLU’NUN TÜRK TAMGALI EVLERİ

Ev yurt Türklerin fiziksel, psikolojik ve toplumsal varlığını etkileyen bir mekandır. İnsanlar evlerinde ekonomik, sosyal ve siyasal sistemlerin bir parçası olarak doğar, yetişir, çocuk büyütür, çalışır, yaşlanır ve ölürler. Ev insan hayatı ile kenetlenmiştir. Evler bir kültürün dünya görüşü ve kozmolojisi ile bağımlıdırlar, kutsal olabilirler. Evin en belirgin özellikleri; insanın geldiği ve yaşadığı kültürü yansıtmasıdır.

107463981 3268090689950675 5088435391624549932 n - ANADOLU’NUN TÜRK TAMGALI EVLERİ

Bütün toplumlarda insan yaşadığı mekanı kullanırken ona belirli bir anlam yükler
İnsan yaşadığı yere benzer
O yerin suyuna, o yerin toprağına benzer
Suyunda yüzen balığa
Toprağında biten çiçeğe
Edip Cansever

107502953 586878228695808 2029034185645615258 n - ANADOLU’NUN TÜRK TAMGALI EVLERİ

Türk evi araştırmaları şüphesiz çok eskilere dayanmaktadır. Selçuklu döneminin en önemli kaynağı 11. yüzyılın ünlü Türk sözlüğünde, Kaşgarlı Mahmut evin yapımı ile evde yaşanan hayatla birçok önemli kavramı açıklamaktadır. Selçuklu dönemi el yazmalarında, minyatürlerinde çadır ve bazı konutlar hakkında bilgiler ve resimler verilmektedir. Osmanlı dönemi yazılı kaynakları ev ve ev hayatı ile ilgili birçok bilgiler verir. Ev hayatı, dini kurallarla ilgili bazı ayrıntılar verirken, evlerin mimari özelliklerine de değinilmektedir. Bu dönemlerde ülkeye gelen seyyahların eserlerinde evlerle ilgili yazılı bilgiler ve gravürler bulunmaktadır.
Uygurlar döneminde Orta Asya -Doğu Türkistan’daki tarım havzasında Uygurlar evlerini tuğladan ve kerpiçten yaparlardı. Yerlerde halılar bulunur, oturacak minderler serilir ve evlere ayakkabı ile girilmezdi. Uygurlar kurdukları şehirlere balık adını verirlerdi. Uygurlardan günümüze kadar ulaşan pek fazla kalıntı olmasa da, Türklerde ev kültürü yıllar geçtikçe gelişmiş ve bugünkü halini almıştır.

107916613 595357868066496 5161654949707387831 n - ANADOLU’NUN TÜRK TAMGALI EVLERİ

Bu bilgilerin ışığında Anadolu Türk evlerine baktığımızda özelikle taş ve ahşap evlerin binlerce yıllık Turan coğrafyasında kaya resimlerinde gördüğümüz Türk tamgalarıyla bezendiğini gözlemleyebiliriz bunların içinde en göze batanları Kun Ay tamgası ,Oz tamgası , Hayat ağacı ,Kapılarda geyik ve farklı bezemeler yine ahşap olan tavanlarda Türklerin evren anlayışını görebiliriz yazımızda fotoğraflarda karşılaştırmalı örneklerinde verdiğimiz Tanrı dağları Saymalıtaş kaya resimlerınde bulunan bir çizim Türk evlerinin dış duvarlarında gördüğümüz en sık tamgadır.

107541220 274350187171573 1595444502763362386 n - ANADOLU’NUN TÜRK TAMGALI EVLERİ

Bu tamgalardan en çok gördüğümüz Kırgızistan’ın bayrağında da bugün gördüğümüz motif, İç Oğuz’un kullandığı OĞ damgasıdır. Bu damga günümüzde halen Kırgızistan’daki keçe yapımı çadır evlerin tepe penceresinin formunu teşkil etmektedir Kırgızlar buna Tündük demektedir Anadolu’da çoğu evin duvarında halen bu şekli görmek mümkündür yine bu tamga Türklerde “devlet, egemenlik ve birlik” anlamlarını taşımaktadır. Çadırın üst kubbesinin bu anlamı taşımasından olsa gerek tarih boyunca Türkler, “devletin temeli ailedir ve devlet aileyi korur” anlayışına sahip olmuşlardır.

107555047 312584149912055 3755087763581236453 n - ANADOLU’NUN TÜRK TAMGALI EVLERİ

Ne yazık ki günümüzde küreselşemeye karşı tek düze mimari anlayışı gelişmekte bu kültürel devamlılık yerini popüler kültürün tek düzeliğine bırakmaktadır
Türk iç dünyasını anlayabilmek ve gelecek nesillere anlatabilmek için duvarlarında kapılarında dolaplarında Türk tamgaları olan eski Türk evlerinden çok şey öğrenebiliriz. Tabii ki ayakta kalabilirlerse…

107693211 2465522840404710 109002155911421568 n - ANADOLU’NUN TÜRK TAMGALI EVLERİ

 

umit siraci turk 666x1024 - ANADOLU’NUN TÜRK TAMGALI EVLERİ

 

 

107703841 292592521938014 1529992220396695225 n - ANADOLU’NUN TÜRK TAMGALI EVLERİ

 

107791615 1469579679909051 1516324555266737976 n - ANADOLU’NUN TÜRK TAMGALI EVLERİ

umit siraci turk2 - ANADOLU’NUN TÜRK TAMGALI EVLERİ

 

 

 

 

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.